Pavlov’un Köpekleri – 3
—Bugün de konumuzu toparlayıp bitirelim.
Bu Medya Devleri gün geçtikçe büyüyor, devleşiyor.
Büyüdükçe her biri obur bir dev iştihası ile üstümüze üstümüze geliyorlar.
İstediklerini yaparsanız sizi de içlerinde eritip kendilerinden bir parça haline dönüştürüyorlar.
İstediklerini yapmaz, karşı çıkarsanız size savaş açıyorlar, kameralarını alıp mevziye yatıyorlar, en ufak bir hareketinizi büyütüp defalarca tekrarlayarak sunuyorlar.
Hiçbir ilkeleri yok, yasaları umursamıyorlar, yalan söylüyorlar, iftira atıyorlar:
Birkaç malum Musevi ailenin elinde olan, dünyanın bu medya imparatorlukları, bizim gibi ülkelerden satın aldıkları mecralarla veya ortaklık kurdukları cüce patronlarla iş birliği yaparak, pervasızca yayın yapıyorlar.
İlkeleri, vicdanları, ahlakları para olmuş bu medya devlerinin.
Patronlar ellerindeki dolarları gösterdikçe, tıpkı Pavlov’un elindeki kızıl et’e salyalarını akıtan aç köpekler gibi, dolarlara yapışıyorlar.
Vicdanlarıyla değil refleksleriyle yazıyorlar, akılları ve yürekleriyle değil refleksleriyle konuşuyorlar.
Savunma sanayiniz on yıl önce %80 oranında dışa bağımlıymış, şimdi bu oran %45’lere düşmüş. Bununla ilgilenmiyor.
Türkiye 12 yılda üç kat büyümüş, bunu düşünmüyorlar çünkü refleks, düşünmeyi alt ediyor.
Türkiye 12 yılda üç kat büyümüş, bunu düşünmüyorlar çünkü refleks, düşünmeyi alt ediyor.
Soma’da yüzlerce insan ölmüş, zerre kadar kederlenmiyorlar çünkü refleks, duyguları felç etmiş.
Oğlunun, kızının, gelininin, damadının ve eşinin banka kartlarına ayarlı, refleksli bir hayata esir olmuşlar.
Önlerine kim çıkarsa çıksın, hangi olayla ve neyle karşılaşırsa karşılaşsınlar, her biri bir hizmetçi Japon robotuna benzeyen yaşantılarıyla, dünya medya imparatorluğunun parçası haline gelmişler bu yazarlar.
Sabah ve ATV’nin satışı ile ilgili haberler dolaşınca, hatırlıyor musunuz, dünyanın birçok dev’i ve paralelciler de ağızlarını şapırdatarak kedinin ciğere bakması gibi bakıyorlardı; Time Warner, Texas Pacific Group, Rupert Murdoch ve Almanya’dan ProSiebenSat ile yine Alman dev’i Bertelsmann’ın RTL’si.
Doğan Grubunu saymıyorum çünkü onları, Almanlarla birlikte mütalaa etmek lazım.
Bunların dışında özellikle paralelcilerin Grubu da salyalarını akıtarak dolaştılar ATV ve Sabah’ın çevresinde.
Bugün Tayyip Erdoğan’a yapılan medya linçinin ardında sanıyor musunuz ki ATV ve Sabah’ın öfkesi yoktur?
Eğer öyle bir öfke yoktur diyorsanız, ben de, çok safsınız derim size.
Hatta bu konu ile ilgili olarak Financial Times 700 milyon ile 1,25 milyar dolar arasında satılır diye, rakamlar bile vermişti.
Hiç şüphesiz, halklara karşı Medya’nın güç savaşı eskiden de vardı ve bundan sonra da hep olacaktır.
Ancak bugün, düne göre çok daha fazla güçlüler, çok daha fazla kartelleştiler ve yaygınlaştılar.
Etki alanlarını genişlettiler ve özellikle internetin yaygınlaşması ile birlikte sosyal ağlarda da ülkelerin, insanların kılcal damarlarına kadar girdiler.
Güya zaman zaman toplanıp internetin, sosyal medyanın geleceğini konuşuyorlar.
Güya zaman zaman toplanıp internetin, sosyal medyanın geleceğini konuşuyorlar.
Oysa dünya Medya İmparatorları bir garajda temeli atılan Google’ı ya da bir üniversite kampüsünde doğan Facebook’u hazmedemiyorlar, onları ve onlar gibi tüm sosyal ağları da ailelerine katmak istiyorlar.
Nitekim giderek tüm sosyal ağları da ya satın alarak ya da ortaklıklar yaparak bünyelerine katıyorlar.
Hatta Paris’te yapılan bir e-G8 forumunda dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, şu cümleleri kullanmıştı: “… interneti, sizi yanlış yollara götürecek ellere ya da güvenliğinize, birliğinize kastedecek ellere bırakmayın…”
Sarkozy burada bir yandan hükümetlere sesleniyor ama, bir yandan da “bu işleri çoluk çocuğun eline bırakmayın, alın imparatorluğunuzun içine katın, biraz daha büyüyün, biz de muhatabımızı bilelim” demek istiyor.
Zaten giderek öyle oluyor, iyice devleşip ahlaksızlaşıyorlar, pervasızlaşıyorlar.
Bunu görmek için uzaklara gitmeye bile gerek yok, ülkemize dönüp biraz geriye giderek Hürriyet’in bazı manşetlerini hatırlarsak, ne demek istediğim daha iyi anlaşılır.
Bir Genelkurmay yetkilisinin ağzından "Gerekirse silah bile kullanırız" manşetini 28 Şubat sürecinde Hürriyet atmıştı.
Rahmetli Özal için Özal Sivil Diktatör manşetini, Ahmet Kaya için Vay Şerefsiz manşetini, Başörtü konusunda AK PARTİ – MHP birleşip kanun değişikliği yapınca 411 El Kaosa Kalktı manşetini Hürriyet atmıştı.
Eğer hala devam ediyorsa - ki bildiğim kadarı ile ediyor - %32.48’i Alman Axel Springer’e ait olan Hürriyet Gazetesi, sürdürdüğü bu tutumu ile son zamanlardaki Alman Medyasının ve CNN’lerin Hükümete ve Özellikle Başbakan Tayyip Erdoğan’a karşı olan linç tavırları ne kadar da bir birlerine benziyor, değil mi?
Benziyor çünkü, imparator aynı.
Benziyor çünkü, imparator aynı.
Bir okuyucumuz soruyor “… Bu Pavlov konusu tam olarak nasıl oluyor, biraz açar mısınız?”
Şöyle oluyor efendim: Dünya’nın bazı merkezlerinde diyelim New York’ta, Londra’da oturan bazı parası gani ve çoğu da Yahudi olan aileler var.
Bunlar; ABD’de, Fransa’da, Japonya’da, Çin’de, Türkiye’de, Mısır’da, Pakistan’da, Nikaragua’da… gazeteler, dergiler, radyolar, internet siteleri, yayınevleri, sinemalar, müzik kanalları… satın alıyorlar ve ya Almanların Doğan Grubuna ortak olduğu gibi Aydın Doğan’a ortak oluyorlar.
Bunların milyonlarca çalışanı var, bu çalışanlardan %95’i işinde gücünde, ortalama insanlardan oluşuyor ve karın tokluğuna çalışıyorlar.
Geriye kalan %5’ini ise İvan Pavlov özel olarak seçiyor.
Televizyonlarına: Yetenekli, güzel, alımlı olanları seçiyor.
Gazetelerine: Eli iyi kalem tutan, iyi yazan, hatta dönek olan, karşı kesimi de iyi tanırsa aliyyülâlâ olan kişiler seçiyor ve bunları gazete köşelerine oturtuyor.
Radyolarına: Sesi güzel olan, kaliteli programlar yapan kişiler buluyor, bunları da stüdyoya oturtuyor.
İnternet Portallarına: Sansasyona bile takla attıran, teknolojiyi iyi bilen adamları oturtuyor ve sonunda Pavlov bunların karşısına geçiyor, çıkarıyor yemyeşil dolarları sallıyor, öyle ki o meşhur köşe yazarlarının, programcıların, anchormanlerin başı dönüyor ve salyaları akıyor.
Ve nihayet akılları, vicdanları, yürekleri tarumar olup işlemez hale geliyor.
Dolarların cazibesi karşısında, sadece refleksleri çalışıyor.
Pavlov dolarlarını gösterdikçe onlar yalan söylüyor, hakaret ediyor, küfür ediyorlar karşı tarafa.
Vicdanlar öylesine köreliyor ki; ölen maden işçilerimizin ardından, oylarını bize vermedikleri için, onlar ölümü hak etmişti, diye yazıyorlar.
Bu şahıslar diyelim ortalama aylık 150 bin TL. alıyorsa – ki isterseniz bir küçük araştırma yapın, dudaklarınız uçuklasın – artık refleksleri ile çizip, konuşuyor, programlar yapıyorlar.
Dolayısı ile köpeklerde, meşhur “Şartlandırılmış Refleks” buluşu ile adını dünyaya duyuran İvan Petroviç Pavlov o meşhur buluşunu doğumundan tam 165 yıl sonra gene Pavlov’un Köpekleri adı ile Medya Dünyasında da kanıtlamış oluyor.
Sanırım anlaşıldı, Selam ve Muhabbetle.
Ferman Karaçam
fermankaracam@gmail.com
fermankaracam@twitter.com
https://twitter.com/fermankaracam
facebook.com/ferman.karacam
Ferman Karaçam
fermankaracam@gmail.com
fermankaracam@twitter.com
https://twitter.com/fermankaracam
facebook.com/ferman.karacam
Bağlantılı Etiketler
Henüz hiç yorum yapılmamış...
Yorum Yap
(*) işaretli alanların doldurulması zorunludur.

