Kapat Hoşgeldin, Ziyaretçi | Oturum AçKayıt Ol

Özledim Yine

Özledim Yine Son günlerdeki, son aylardaki hatta son yıllardaki siyasa'nın ayarı çok mu bozuldu. Siyasa'nın zaten bir ayarı var mıydı? Çok emin değilim. Bir hukuku, bir vicdanı, bir şirazesi, bir şakul'u, bir dengesi, bir aklı var mıdır bu siyasanın. Var mıdır, sahi var mıdır? Varsa neden yaşayan şahitleri olamadık bu vicdanın, bu aklın. Yoksa neden kitlelere bu kadar hâkim olabilmiştir bu akılsız ve vicdansız aygıt? Peki ya ekonominin? O'nun var mıdır bir yüreği, bir vicdanı? Varsa neresindedir bu yürek veya vicdan? Vergisinde mi, maliyesinde mi, mikro'sunda mı, makro'sun da mı, ticaretinde mi, borçlarında mı… hangi tarafındadır? Yoksa bu tamamen bir felsefe, bir devlet yapısı ile ilgili olup komünist tarafında, faşist tarafında, sosyalist tarafında, Liberalist / kapitalist tarafında mıdır, serbestinde midir, devletçi tarafında mıdır bu vicdan ve bu yürek. Hangi tarafında, neresinde?
Yoksa sahiden, sahiden Laissez – Passez, Laissez Faires*'den ibaret bir şey midir? Şu ekonomi dedikleri?
Ekonomi dedikleri öyle yüreksiz ve vicdansız bir haydut olarak çıkıyor ki insanın karşısına, şaşkına dönüyorsunuz. Koca dünyada bir tek ayak basacak yer bulamıyorsunuz size ait. Aynada yüzünüze bakmaya cesaret edemiyorsunuz.
Bir cenderede adeta nefes almakta zorlanarak bitkisel hayat yaşıyorsunuz. Çayırdan koparılmış bir tutam çimen, bahçeden kırılmış bir sarı papatya gibi bağınızı bahçenizi, kökünüzü, ağacınızı özlüyor, özlüyorsunuz. Hemen bir soluk ötede de olsa hasret çektiğiniz, bir asırlık yol uzakta da olsa özlüyorsunuz. Çünkü bu vahşi ormanda tek başınıza, bu çılgın kalabalıkların ortasında yapayalnızsınız.
Azgın bir susamışlık kanatıyor içimi. Özledim seni kristalim. Billur pınarlar bir anda dört bir yanımda seraplaşıyor ve yüreğim çöle dönüyor ağır ağır.
Bir damlacık "su" için inleyen, sızlayan bir uzun yol yolcusu gibiyim, serap'tan seraba, çölden çöle koşan. Ne bir vaha, ne bir bulut, ne bir gölge. Gözlerine, gölgene, bulutuna, tebessümüne sığınıyorum sevgilim.
Senin bir tek tebessümün asırlarca sürecek bir ömre yetecek saadettir bana. Senin o gizli hazinelerden şavkıyan süt gibi gülüşlerin olmasa bu ahtapot dişlerinin arasında kalan gövdem nasıl kımıldayabilir ki? Senin o gök mavilerini kuşanmış fezalar kadar büyük bakışların olmasa bu zalim ekonomi ve bu murdar siyasanın lime lime ettiği yüreğimi kim nasıl ayakta tutabilir ki? Özledim seni, özledim yine, özledim çok.

Ferman KARAÇAM

Henüz hiç yorum yapılmamış...

Yorum Yap

(*) işaretli alanların doldurulması zorunludur.


Captcha