Kapat Hoşgeldin, Ziyaretçi | Oturum AçKayıt Ol

Sen Gülerken Donmuş...

Sen Gülerken Donmuş... Bir saniye içinde binlercesini yaşamak, bir çiçekte yüzlercesini koklamak, bir renge bakarken renk çağıltıları içinde kalmak gibi bir şey İstanbul’un bir yerinden bir başka yerine bakmak. Rüya gibi belki. Belki sahiden gerçek; badem ağaçları kadar. Şu sıralarda beyaz gelinlik giymiş alımlı genç kızlar kadar mutlu, sevinçli. Hem baharı yaşıyorlar, hem de Mayısa yani fethe hazırlanıyorlar. Sadece badem ağaçları mı? Tabi ki hayır. Bütün ağaçlar, bütün çiçekler bir derin heyecan, bir mutlu hazırlık içindeler "fatih" in gelişini, kutlu gelişi karşılayacaklar.Neresinden bakarsam bakayım, İstanbul’da İstanbul’un gözleri baharın gözlerine dokunuyor şu sıralar. Yani;

dokunsam ürpererek
İstanbul oluyorsun
konuşmak neye yarar
sus erisin zamanlar

ya da deniz yüzlü mavi göğsünden, bana mutlu haberler taşıyan Yusufçuk kuşumun bu sıralar ortalıkta görünmemesini hayra yorup, uzak deniz ülkesinden döneceğini umutla bekleyerek her sabah adını şiirlere mi karmalıyım senin İstanbul.

dilimin ucunda ki o türküdeydi adın
bir türlü diyemedim ısırarak yok ettin
sonra aktın rüyama yakıcı mısralarla
içli narin bir türkü hala kulaklarımda

uyanırken telaşla kaldırdım perdeleri
sokaklar ıssız sessiz kaldırımlarda yağmur
ve sen gülerken donmuş bir fotoğraf İstanbul
dalmışsın gözlerime öylece yarı mahmur

Ferman Karaçam

Henüz hiç yorum yapılmamış...

Yorum Yap

(*) işaretli alanların doldurulması zorunludur.


Captcha