Kapat Hoşgeldin, Ziyaretçi | Oturum AçKayıt Ol

Yuvalar Tek Tek Yıkılırken...

Yuvalar Tek Tek Yıkılırken...
Bir milletin son direnç noktası ailedir.

Bir toplumu ayağa kaldıracak olan ailedir, devamını sağlayacak olan da yine aile.

Dışarıdan gelecek düşman hamlelerine karşı bir milletin en sağlam dayanağı ailedir.

Aileler bir milletin küçük küçük muhkem kaleleridir.

Bu kaleleri muhkem kılan ve birbirine bağlayarak yani, komşuluk ilişkileri kurarak, devasa ve aşılmaz bir millet kalesi haline getiren de kadındır.

Bir toplumu yıkmak, kadını liberal, bireyci, materyalist ve feminist yargılarla kuşatıp ele geçirmekle başlar.

Kadın kuşatılınca, küçük kaleler ve kalelerin birbirleriyle olan iletişimi kopar, yani; komşuluk, mahalle sıcaklığı, akrabalık, ahbaplık gibi toplumu birbirine bağlayan sihirli bağlar zayıflar ve nihayet kopar.

Milletlerin yavaş yavaş çöküşü aile kurumunun çöküşü ile başlar.

Ailenin çöküşü de kadının aileden kopuşu ile başlar.

Aileyi ayakta tutan erkekten ziyade kadındır.

Bir evin “ev” olma, “yuva” olma, bir ailenin “aile” olma, ailelerin birbirlerine bağlanma hatta dostlukların, akraba ve arkadaşlıkların sürdürülme beceri ve bilgisi de kadındadır yani, anne ile mümkündür.

Bir ailenin ayakta kalması ve aile olma vasfını sürdürmesi kadının görgü, eğitim, sadakat, vefa, sabır, bilgi, hüner ve özverisi ile mümkündür.

Arka arkaya kadınların öldürülme olayları bizi, farklı düşünce ve tedbirlere yöneltiyor.

İdammış ..?

Siyah tişörtle protestoymuş ..?

Bu kaçıncı protesto ..?

Niye kendimizi kandırıyoruz..?

Çok mu tatlı geliyor kendimizi tatmin edecek oyunlar bulmak?

Oyalama değil, laf değil, çözüm lazım, çözüm.

Kadınlarımızı eşleri veya eski eşleri öldürmüyor, kadını biz, bizim kadına bakışımız, bizim zihniyetimiz öldürdü ve öldürmeyi sürdürüyor.

Kadını, bizim adımıza öldüren kişiler, bizim zihniyetimizin bıçaklı ve satırlı katilleridir.

O katilleri katil yapan biziz yani; toplum olarak, üniversiteler olarak, siyaset olarak, milli eğitim olarak, medya olarak hele hele, özellikle medya olarak biziz, biz.

Öldürdüğü kişiyi ve mekânı tekrar görmek için gelen katil gibi, baksanıza medyamıza; Emine Bulut’a ağıtlar yakıyor.

O medya ki, neredeyse bir asırdır kadın eti pazarlaması yaparak kat trilyoner olmuştur.

Arşivleri karıştırın, gazete ve dergilere bakın, haberciliği, reklamcılığı, yayıncılığı mı, yoksa kadın eti pazarlaması mı önceliklidir bizim bazı medya baronlarının?

Adına medya dediğimiz bu sinsi cellatlar yıllardan beridir aç kurdun önüne kuzu atar gibi, gazete ve dergilerinde çıplak kadın bedeni attılar insanların önüne.

Kadını; erkeğin süfli arzularının, şehvetinin malzemesi yaparak anneliği aşağılayarak yok olma noktasına getirdiler.

Kadını anne değil, bizi ayaklarının altından cennete yüceltecek kişi değil de, üzerinden dünyevi saltanat devşirilen, daha çok tiraj ve izlenme elde edilip, nihayet kullanıp ayaklarımızın dibine attığımız birer peçete yaptık.

Şimdi, bıyık altından hınzırca sırıtmalarınız eşliğinde döktüğünüz sahte gözyaşlarınız kadını, anneyi, geri getirmez.

Sahi, en güzel kızları dizilerinizde oyuncu ve sekreteriniz yaparak kadındaki annelik duygularını öldürüp, onlar üzerinden para kazanan, evindeki kadını kahredip, genç ve güzel sekreteri ile gizli gizli tatiller yapan siz değil misiniz?

Ve üzgünüm ve ne yazık ki, bu şiddet ve bu katliamları sizin tedbir dediğiniz, hala kadını zihinlerde, beyinlerde kendi annelik tahtına oturtmayan basit, palyatif çözüm sandığınız şeylerle önleyemeyeceksiniz.

Erkeği idam da etseniz, o adam eşini öldürdükten sonra, şu cümleyi kurup, yine idam sehpasına çıkacaktır:

” Bir insan niye yaşar, namusu için, ben de namusumu temizledim..”

Siz bu toplumu, bu milleti, bu milletin genlerini, sosyolojisini tanımıyorsunuz, tanımaya niyetiniz de yok.

Eğer niyetiniz varsa:

1- Derhal, köklü bir biçimde aile konusunda bilim kurulları oluşturulup çalışmaya başlanmalıdır.

2- Tüm ev kadınları sigortalı yapılmalı, dağınık olan ve çok ciddi yekûn tutan mevcut sosyal yardımların, özürlü ve çocuk yardımlarının, 65 yaş, kreş, bakıcı vb tamamını yeniden elden geçirerek ev kadınlarına asgari ücretin yarısı kadar maaş bağlanmalı, ev kadınlığı yani , “anne” olmak özendirilmelidir.

Ayrıca, yüzde yüz kadının sebep olduğu boşanma, mahkeme tarafından tespit edildiğinde, kadının maaşı kesilmelidir.

3- YÖK bir düzenleme yaparak, anaokulu öğretmenliği, tıbbın bazı kolları, dişçilik vb. kadın fıtratına uygun ve part time yani, yarım çalışmalı, çalışma alanları dışında kalan bölümlere, kız öğrenci alımlarına sınır getirmelidir.

Anaokulu öğretmenliği ve ilk dört yıl öğretmenliklerinin tamamı bayanlardan oluşmalıdır.

4- Birinci dört yıllık eğitimden sonra, okullarda, kız ve erkekler ayrılmalıdır, okullara annelik ve anneliğin kutsallığı, babalık ve babalığın sorumluluğu, çocuk eğitimi, evliliğin ve ailenin önemi, el sanatları, ev ekonomisi, israf .. gibi dersler konulmalıdır.

5- İstanbul sözleşmesi derhal, behemehâl, tamamen lağvedilmelidir.

6- Gizli fuhuş ve zinanın önüne geçmek için, eğer, birden fazla evlilik düşünülecekse (ki sosyal medyada bu konu ciddi ciddi seslendiriliyor) bu durumda, erkeğe sorumluluk yükleyen yasal müeyyideler konulmalıdır, ağır ekonomik sorumluluk konulmalı ve kadını mağdur edecek tutum ve davranışların karşısında erkeğe ağır cezalar getirilmelidir ki, hiç kimse ikinci evliliğe kolay özenemesin..!

7- Tıpkı geçmişimizde olduğu gibi kadınlarımız, çalışma ve iş üretmeye, dolayısıyla sokağa değil; çocuğu ve toplumu derinden ve inceden kavrayıp eğitip, öğretecek ve bir zihniyet devrimi yapabilecek şekilde, vakıf ve derneklere teşvik edilmelidir.

Ve tekrar üzülerek söylemek zorundayım; Türkiye, dışarıdan kuşatıldığını görüyor ve dışarıdan kuşatılmışlık karşısında, yedi düvelin kabağına çıkıp kahramanlar gibi savaşıyor fakat içeriden, aileden de kuşatılmış olduğunun farkında değil.

Türkiye ne yazık ki, bu konuda; bir kör nokta, bir işletme körlüğü sorunu yaşıyor oysa anne ve annelik bitmek üzere, AK PARTİ’nin ve ailenin omurgası kemiriliyor ve aile çöküyor dolayısıyla, adım adım hep birlikte çöküyoruz.

Yuvalar bir bir yıkılırken, önce kendimize, sonra, topyekûn bütün bir İslam Dünyasına ölçü teşkil edecek bir anne örneği ve aile kurumu örneği ortaya koyamazsak, ümmet olarak önce aileden çözülecek, sonra da Batının izlerini takip ederek batacağız.

Bizden söylemesi.

İmdat çığlıkları; ilgili ve yetkililere ulaşmazsa, ulaşır da, kulak ardına atılmaya devam edilirse, sonuç kaçınılmaz: adım adım evvela AK PARTİ, sonra Türkiye...

Son bir not: Türkiye, ne kadar direnirse dirensin sonunda ev kadınlarına (gerçek annelere) sigorta yapıp belli bir maaş bağlamak zorunda kalacak.

Buna mecbur değil, mahkûm hissedecek kendisini ama ben, bu konuda fazla geç kalınmasın isterim...


CÜMLEDEN CÜMLEYE...

Arz eyle bu pendi kendi özüne

Dost addetme her güleni yüzüne

İncinme dostunun doğru sözüne

Doğru söz insana batar demişler

Levnî


Ferman Karaçam - Haber7

fermankaracam@gmail.com
fermankaracam@twitter.com
twitter.com/fermankaracam 
facebook.com/fermankaracam 

Bağlantılı Etiketler

Henüz hiç yorum yapılmamış...

Yorum Yap

(*) işaretli alanların doldurulması zorunludur.


Captcha